alt
09.01.2019

İç İletişim Metotlarıyla Çalışan Bağlılığını Arttırmak

Is sürecinizde önemli bir degisiklige gittiniz ve çalisanlariniza bu yeni süreci açiklayan bir e-posta gönderdiniz. Bir hafta sonraki toplantida, çok az kisinin e-postanizi okuyup konuyu kavramis oldugunu fark ettiniz. Böyle bir durumda, sorun nereden kaynaklaniyor olabilir? Sirket e-postalarini okumayacak kadar düsük çalisan bagliligindan mi, yoksa çalisanlarla iletisimde yanlis yöntemi kullaniyor olusunuzdan mi? Acaba iç iletisim yöntemlerini, çalisan bagliligini ve çalisanlarin sirketteki degisikliklere olan farkindaligini artirmak için kullanmak mümkün olabilir mi?


Josh Bersin, çalisan bagliliginin yöneticilerin akillarini kurcalayan en büyük konu haline geldigini, bunun da bizi yeni yöneticilik modeline yönlendirdigini söylüyor [1]. Gallup’a göre, is bagliligi yüksek olan çalisanlar, çalismaya hevesli ve is ortamlarini seven kisilerden olusuyor. Daha da ilginci, yöneticilerin yeteneklerini kullanarak çalisan bagliligini ikiye katlayan sirketlerin kazançlari, rakiplerine kiyasla ortalama %147 artiyor [2]. Benzer bir sekilde, Aberdeen Group’un yaptigi bir arastirmaya göre, çalisan bagliligi yüksek sirketlerin, müsteri sadakati oraninda %233’lük, yillik gelir artisi oranindaysa %26’lik bir yükselme oluyor [3].


Çalisan bagliligi birçok açidan sirketlerin basarisi için hayati önem tasiyor. Peki, etkili iletisimin çalisan bagliligina etkileri neler olabilir?


Etkili iletisim tüm çalisanlarin, yöneticilerin, hissedarlarin ve müsterilerin önem verdigi bir konu. Hatta, etkili iletisim, çalisan bagliligindaki en temel unsur diyebiliriz. Bu sonuç arastirmalarla da desteklendi. Örnegin; 2015 tarihli bir arastirma, çalisanlarin %70’inden fazlasinin sirket hedefleri, degerleri, amaçlari ve isleyisinin açikça aktarildigi is ortamlarina daha bagli olduklari bulgusuna vardi [4].


Etkili Iletisim Yöntemlerinin En Temel Özellikleri


Etkili iletisim; hedefli, alakali ve zamanlidirlar. Özetle, dogru çalisana dogru zamanda dogru bilginin aktarilmasi, etkili iletisimdir. Etkili iletisim sadece bilgiyi yaymak degil, çalisanlariniza kendileriyle alakali, ögrenmek isteyecekleri ve islerine yarayacak bilgileri ulastirmaktir.


Bu noktada, önemli bilgiyi hangi araçla aktarmak iletisimi etkili kilar sorusu önemli bir soru olarak beliriyor. Bir Newsweaver arastirmasina göre, arastirmaya katilan iç iletisim uzmanlarinin %64’ü, en çok zorlandiklari konunun kurum içerisinde dönen büyük hacimli iletisimi yönetmek oldugunu söylüyor [5]. Etkili iletisim hakkinda söylediklerimiz dogrultusunda, iç iletisim sekillerine bakalim.


Yüz Yüze Iletisim


Günümüzde uzmanlarin kullanabilecegi birçok araç olmasina ragmen, yüz yüze iletisim, iç iletisim uzmanlarinin hâlâ en çok tercih ettikleri iletisim sekli. Gerçek iletisimin dijital iletisim sekillerine kiyasla büyük üstünlügü oldugu tartisilmaz bir gerçek. Yüz yüze iletisim, çalisanlarinizla saglikli bir iliski kurmaniz için büyük önem tasisa da, zaman ve mekan yönetimi konusunda büyük zorluklar çikaran bir yöntem. Iletisim kurmak istediginiz tüm çalisanlarinizla ayni anda ayni yerde olmanizi gerektiriyor. Yeni bir program ya da platformun anlatilmasi gerektiginde, gerekli bilgileri en açik ve olumlu sekilde iletebilmek için üstün bir performans sergilemek gerekiyor. Is gelistirmeden degisim yönetimine, iletilmesi gereken çok fazla bilgi oldugunu ve bunun ne kadar zor oldugunu biliyoruz. Bir Vibons videosu üzerinde çalisirken, Ford IK yöneticilerinden birisi, konuyla ilgili deneyimlerini paylasiyor: Yüz yüze iletisimde aktarilmak istenilen mesajin sabit kalip kalmayacagindan hiçbir zaman emin olamayiz. Çünkü ayni konuyu anlatan insanlar, farkli seyler söyleyebilirler ya da bire bir ayni seyi söylüyor olsalar bile, iletilmek istenen mesaj, farkli kitleler tarafindan degisik biçimlerde algilanabilir.


Intranet, E-posta, Basili Bültenler ve Digerleri


Bir Melcrum arastirmasi, yüz yüze iletisimle beraber e-posta ve intranetin en çok kullanilan iletisim kanallari oldugunu söylüyor [6]. Ancak çalisanlarinizin ne kadar mesgul olduklarini biliyorsunuz. Kimsenin içi karmasik bilgilerle dolu intranet sitelerini okuyacak ya da kendilerini ilgilendirebilecek, metin tabanli sirket e-postalarini ayiklayacak zamani yok. Bu da maalesef bazi önemli bilgilerin, ulasmasi gereken kisilere hiç ulasamamasi anlamina geliyor.


Melcrum’un arastirmadan çikardigi bir diger sonuç ise, basili bültenlerin hâlâ kullanildigi, ama popülaritesinin diger iletisim kanallari arasinda giderek düstügü. Akillica ve dikkat çekici bir sekilde tasarlandiginda, basili bültenlerle kisisel bir iletisim kurmak mümkün, ama yine de günümüzün dijital dünyasi için bu yöntem biraz çag disi kaliyor.


Diger bir yandan video, internet yayinlari, blog’lar ve sosyal aglar, iç iletisim uzmanlarinin en çok kullanmayi düsündükleri iletisim kanallari arasinda. [7]


Videolar


Videolar, özellikle animasyon videolar, konu büyük ölçekli bilgi aktarimi oldugunda elimizdeki en degerli iletisim araçlarindan ve videolara talep de oldukça yüksek. Bu nedenle animasyon videolari daha ayrintili incelemek gerekiyor.

Jack Koumi, videolarin ise yarar üç degerini söyle siraliyor: Algisal, deneyimsel ve besleyici.

- Algisal deger, ögrenmeyi desteklemek için kullanilan görsel stratejileri içeriyor; is süreçlerini hareketli grafikler yardimiyla açiklamak gibi.

- Deneyimsel deger, gerçek hayatta karsilasamayacaginiz bir seyle videoda karsilasmaniz gibi durumlari kapsiyor.

- Besleyici deger ise videonun izleyicisiyle bag kurma ve motive etme gücüne karsilik geliyor. [8]

“Bir resim bin kelimeye bedeldir.” sözünü düsünün. “Resmin Üstünlügü Etkisi” üzerine yapilan bir arastirma, insanlarin sözlü olarak edindikleri bilginin, üç günün sonunda sadece %10’unu, resim destekli edindikleri bilginin ise %65’ini hatirladiklarini gösteriyor. [9]


Bir de dikkat meselesi var. Günümüzde insanlar her zamankinden daha az dikkatli. US National Library of Medicine’a göre, ortalama dikkat esigi 8 saniye. [10] Bu süre, geçtigimiz on yilda %50 oraninda düstü. Lincoln Üniversitesi profesörlerinden Neil Flemming, genis çapli arastirmasinda, yetiskinlerin üç farkli sekilde ögrenebildiklerini buldu: Görsel, isitsel ve kinestetik (his ile). Bazi insanlar görerek, bazilari duyarak, bazilariysa hissederek ya da deneyimleyerek daha iyi ögrenebiliyorlar. [11] Keske bu üçünü birlestirmenin ve insanlarin dikkatini çekmenin bir yolu olsaydi, degil mi? Aslinda, bunun bir yolu var: Animasyon.


Animasyonlar, dinamik görsel ve sesler yardimiyla algilarimizi harekete geçiriyor. Ayni zamanda beyinlerimiz animasyonlari erken çocukluk dönemimizdeki neseli anlarla iliskilendirdigi için duygusal bir deneyim de yaratiyor. Animasyonlarin bir baska artisi da, büyük toplanti odalarinda, kitleler hâlinde izlenmek zorunda olmamasi. Çalisanlar videolari istedikleri zaman, istedikleri yerde izleyebiliyorlar. Tüm bunlar, birçok Fortune 500 sirketinin iç ve dis iletisimde ve bilgilendirme yönetiminde neden animasyon videolar kullandigini açiklamaya yetiyor. Birkaç Vibons videosundan örnekler verelim… Hitachi Global, -kâr amaci gütmeyen uluslararasi bir kurulus olan Kiva ile ortaklasa çalistigi- kurumsal sosyal sorumluluk projesini çalisanlarina tanitmak için video formatini kullandi. Siegwerk, kurumsal ögrenme potansiyelini artirmak için videoyu tercih etti.. Ford, yeni bireysel emeklilik programini çalisanlarina tanitirken videoyu kullandi. Bu listeye birçok benzer örnek ekleyebiliriz.


Video, sadece çalisanlarin tercih ettikleri bir mecra degil. Yöneticiler de video içerikleri tercih ediyorlar. Konuyla ilgili bir arastirmaya katilan yöneticilerin %75’i haftada en az bir kez is ile alakali video izlediklerini, %59’u ise ayni konuda hem yazili hem video içerik varsa, videoyu tercih ettiklerini söylediler. [12] Forbes dergisi, videolarin yöneticileri harekete geçirmede daha etkili oldugunu söylüyor.[13]

Gelecekte iletisim kanallarinizi tasarlarken, videoyu da bu kanallar içine katmamaniz için bir nedeniniz var mi?


[1] Bersin, Josh. “Predictions for 2016: A Bold New World of Talent, Learning, Leadership, and HR Technology Ahead”. https://www2.deloitte.com/content/dam/Deloitte/at/Documents/human-capital/bersin-predictions-2016.pdf

[2] http://news.gallup.com/businessjournal/167975/why-great-managers-rare.aspx 

[3] http://www.aberdeen.com/research/10985/10985-RR-customer-employee-engagement.aspx/content.aspx 

[4] http://www.theharrispoll.com/business/Corporate-Reputation.html 

[5] http://cdn2.hubspot.net/hub/301060/file-551356727-pdf/Whitepapers_PDF/Effective_ICv2.pdf?t=1393497886000 

[6] Melcrum “Key Benchmarking Data for Communicators” report

[7] Melcrum “Key Benchmarking Data for Communicators” report

[8] Koumi, Jack. “Potent Pedagogic Roles for Video”. Research Paper.

[9] https://en.wikipedia.org/wiki/Picture_superiority_effect 

[10] http://www.statisticbrain.com/attention-span-statistics

[11] http://vark-learn.com/ 

[12] https://mwpdigitalmedia.com/blog/10-statistics-that-show-video-is-the-future-of-marketing/ 

[13] https://images.forbes.com/forbesinsights/StudyPDFs/Video_in_the_CSuite.pdf